Doğru Bakış Açısı

İnsan olarak hayatta acı ve tatlı pek çok olayla karşılaşırız. Yol arkadaşlarımız tarafından terk edilebilir hastalanabilir
mal varlığımızı yitirebilir
sevdiklerimiz bize kapılarını kapatabilir v.sGenelde bu gibi durumlarda insanlar çok çabuk sinirlenip üzülürler
hayata ve olaylara karşı bakış açılarında bir değişme oluşur. Hatta aynı hareketleri
olayları onlar da karşılarındakine yapmaya kalkarlar. Bu da insanın nefsi karşısındaki acizliğini gösterir. Nefsine yenik düşmeyen insanlar ise bu olayları sabırla karşılayarak bu durumları olumlu şekilde nasıl değerlendirebileceklerini düşünürler.Hayatta en kötü şeylerde
en çirkin işlerde bile bir güzellik vardır. Havarilerin köpek leşinden tiksinmeleri karşısında Hz. İsa´nın : "Ne güzel dişleri var" demesi gibi. Yeter ki insan olumlu yönden bakmayı bilsin. İnsan
çerçevesini küçük
dar bir alanla sınırlı tutarsa bakış açısı da o derece küçük olur. "Sürekli güneş var" diye ekinlerinin kuruyacağını düşünüp güneşe söylenenler
"Yağmur yağıyor işçiler çalışamayacak" diyen patronlar
"Sel gelip motorlar arızalansın da para kazanayım" diye bekleyen elektrikçiler
verilenler karşısında cüzi bir miktar parası alınacak diye düşünenler
"Verdiğim yemek zayi oldu" diye oturup üzülenler
yol arkadaşı kendisine bir şey dedi diye kızıp gidenler... İşte bunlar
bakış açıları dar
olaylar karşısında tamamen aciz
nefislerine yenik düşmüş ve küçük kabuklarının içinden çıkamayan insanlardır. Kendilerine belirli bir çember çizmiş ve bu çember içerisinden çıkmamak için direnmektedirler.Bir de bu olayların tersine bakalım isterseniz. Yağmurun ve güneşin faydalarını bilen ve buna şükreden patronlar
sel karşısında insanların mağduriyetlerini düşünen bir elektrikçi
"Yaptığım yemek güzel olmadı" diyerek sebebini araştıran ve daha güzelini yapmaya çalışan bir aşçı
"Birlikte yürüdüğüm kişi bana neden böyle söyledi ?" diye düşünen ve bundan ders çıkaran Müslüman... Evet
bakın bir anda nasıl da degişiyor insanın bakış açısı. Yeter ki o çemberi geniş tutarak olaylara doğru yerden bakabilelim. Bir insanla sorun yaşadığınızı düşünün bir an için. Ve bu kişi ilk etapta öyle bir tepki veriyor ki
olayların gelişimini öyle bir değerlendiriyor ki sormayın. Bu değerlendirme esnasında kelimelere öyle bir anlam kazandırıyor ki
nefsi bir bakış açısı ile acı olan gerçeğin üzerini gelin gibi giyindiriyor. Ve haksız olduğunu bile bile geçmişte sizinle olan uzun vadedeki birlikteliğini
bir anda ters yönde değerlendiriyor. Halbuki birliktelik fedakarlık ister
birliktelik bakış açınızın dar olmamasını gerektirir. Arada sorun olarak görülen şeylerin
aslında bir hiç olduğunu ve arkadaşını yarı yolda bırakmanın acısını ancak ondan uzaklaşınca anlar. Gemiyi en son kaptanın terkedeceğini biliyoruz ama tayfaların da yolculardan önce kendilerini kurtarma çabalarına anlam olumlu bir anlam veremeyiz. Bütün tayfaların kaptana yardım ettiğini düşünürsek bunun adına "Gemisini kurtaran kaptan ve tayfalar" deriz.Her insanın bu şekilde olumlu düşündüğünü varsayacak olursak
kişiler arasında hiçbir sorun kalmayacaktır. Ve bu durumda ister insanlara karşı olsun
ister hayattaki diğer olumsuzluklara karşı olsun ilginç bir sevgi duymaya başlarsınız. Bu şekilde bir hareket karşıdaki kişide de değişmelere sebep olacak ve onun olumlu adımlar atmasına vesile olacaktır.Başımıza gelecek olumsuz olayların zaman zaman yararımıza olabileceğini ya da karşılaştığımız olumlu olayların zaman zaman zararımıza olabileceğini anlamak ilk etapta zordur. Yolda giderken lastiğinizin patladığını düşünün
.arabayı kenara çekip indikten sonra 100 metre ileride geçeceğiniz köprünün çöktüğünü hayal edin.Ya da size yüklü miktarda bir miras kaldığını ve bu mirası alıp dönerken bindiğiniz uçağın düştüğünü.
Siz siz olun lastiğiniz patladığında oturup bir mangal yakın ve keyfini çıkarın.
Hasan Enes